israşl iranda ana okulu vurdu

 

İlkokul vuruldu, 40 öğrenci hayatını kaybetti. Bu saldırı oldu olacak daha önceki yayınlarımızda da konuşmuştuk. Siz bu gelişmeleri, günü nasıl okuyorsunuz? Bir yandan da izleyicilerimizi hatırlatmak için söyleyeyim, görüşmeler de devam ediyordu Amerika Birleşik Devletleri, İran heyetleri arasında. Ya tabii ki İsrail'in biliyorsunuz vahşi bir İsrail olduğunu biliyoruz. Zaten biz bunu Gazze'den de bildiğimiz için yani sivil, çoluk, çocuk, bebek hiçbir şekilde tanımayan bir İsrail var. Aynı şekilde yine burada kız ilkokulundaki çocukları hedef almışlar ve vurmuşlar. Bunları ayırt edebilecek durumdalar aslında bombalama esnasında fakat İsrail böyle bir ayrım yapmıyor. Yani sonuçta vahşeti, katilliği her şekilde İsrail yaşıyor ve devam ettiriyor burada görüyorsunuz. Evet bu söylediğiniz söz çok çok önemli, müzakere masası çöktü. Yani müzakerelerde biliyorsunuz dördüncü etap yapılacaktı ve Viyana'da yapılacaktı. Burada en büyük problemin ben aslında İran'ın diplomasi olarak büyük bir hata yaptığını düşünüyorum. İstanbul'dan Maskat'a alınması ile birlikte bu büyük bir hataydı İran için. Çünkü Türkiye eğer burada hani bir umut, yani sonuçta hani Amerika kafaya koymuş artık kurt kuzuyu yemeye karar vermiş diyeceksek eğer tamam orada bir durup düşünmek gerekiyor. Fakat Türkiye'nin bir görgüsü, bilgisi, tecrübesi var ve iyi ilişkileri vardı şu anda Amerika'yla. Belki de İstanbul'da olsaydı Türkiye bu kazanımlarını belki masaya yansıtacaktı ve artı biliyorsunuz bölge ülkeleri de bu toplantıya katılacaklardı. Yani sadece Amerika, İran ve Umman değil, bölge ülkeleri; Birleşik Arap Emirlikleri olsun, Katar olsun, Kuveyt olsun, Suudi Arabistan, onlar da burada olacaklardı. Belki grup halinde yapılan bir toplantı şu görüntüyü, bugünkü yaşanan bu karmaşayı ve çatışmayı belki de engelleyebilirlerdi. Yani ihtimal dahilinde midir? Evet dahilindedir. Ama gördüğümüz kadarıyla Amerika sesini çıkarmadı. Türkiye zaten tamam dedi, istemiyorsanız başka bir yerde olabilir. Çünkü bölgesel bir kriz olmasın demişti. Ve sonuç itibariyle bu noktaya geldik. Sabahleyin İsrail ve Amerika saldırmaya başladı. Şu anda yani bizim Türkiye'nin dışındaki bütün bölge maalesef yanıyor. Yani bombalama, çünkü İran'dan da biliyorsunuz bombardımanlar gelmeye başladı. Körfezi bombalıyor biliyorsunuz, Amerikan üslerini bombalıyor gerçi ama Körfezi bombalıyor, İsrail'i bombalıyor. Onlar da karşılık, zaten onlar başlattılar. Yani sonuç itibariyle şu anda yanıyor bölge. Şu anda yanıyor. Gerçekten yani Ortadoğu yanıyor sizin tabirinizle, bunu söylemek en doğrusu olacaktır. Şuay Hocam ilk başta sizden de bir değerlendirme almak istiyorum. Sürece baktığınızda nasıl okuyorsunuz? Evet bu oldu olacak konuşuyorduk ama müzakere masası vardı. Şu an gelen görüntüler ekranda paylaştığımız son dakika görüntüleri tırnak içinde değil gerçek anlamda söylüyorum korkunç. Çünkü savaşın hiçbir güzel yanı yoktur. Nasıl değerlendiriyorsunuz bu şu an yaşanan süreci? Şuay Nilhan Açıkalın: Samet Bey çok teşekkür ediyorum. Tabii dün biz İdris Arıkan'la bu ekranlarda yayın yaparken barış masasının evet varlığı vardı ama bundan çok bir sonuç çıkmayacağı ihtimalini konuşmuştuk. Hangi neredeyse şehirleri konuştuysak bugün de bunun haberine uyandık maalesef. Şimdi çok hızlı bir değerlendirme yapmak gerekirse iki önemli noktanın ben bu saate kadar elimizdeki verilerle ön plana çıktığını düşünüyorum. Bunlardan bir tanesi, bir kere İran'ın on iki gün savaşlarında geçtiğimiz yıl izlediği tutumdan farklı bir tutum olarak, başta Körfez ülkelerindeki ABD üsleri olmak üzere genel çerçevede bir refleks verme konusunda daha farklı ve yayılmaya yönelik bir politika izlediğini görmek lazım. İkincisi de Amerika Birleşik Devletleri ile İsrail arasında aslında uzun zaman önce hangi hedefleri vuracakları çok da gayet planlanmış gibi gözüküyor yapılan açıklamalara baktığımızda. Bu noktada Amerika'nın sadece balistik çerçevesinde kalırken, İsrail'in de rejim unsurlarını değiştirmeye yönelik bu bağlamda lider figürlerini hedef aldığını görüyoruz. Şunu da söylemek gerekiyor, elbette en çok belki beklenilen konuşulan risklerden birisi buydu. Olası bir saldırının bölgesel bir savaşa dönüşme riskine sahip olması. Maalesef çok daha erken saatlerde gördüğümüz süreçlere baktığımızda şu anda Körfez bölgesinin de sürecin içinde olduğunu, hatta sadece ülke bazında değil Ortadoğu içerisindeki devlet dışı aktörlerin yaptığı açıklamalarla da sahada bütün aktörlerin geniş bir varlıkla sürecin içine dahil olduklarını gördüğümüz bir safhadayız. Tabii son cümle şunu söyleyeyim Samet Bey ilk tur açısından, önümüzdeki günler bölge için çok kolay değil. Bu bağlamda risk unsurları gitgide artmış durumda. Elbette kamuoyuyla paylaşılan bilgilerin netleşmesinden sonra daha sağlıklı bir yorum yapmak mümkün olacak. İran Dışişleri Bakanlığı açıklama yaptı. Yazılı bir açıklama yaptı. İran İslam Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığının İsrail ve Amerika'nın İran'a karşı askeri saldırısına ilişkin yayınladığı bildiri başlığıyla bu açıklama, bu yazılı açıklama, bildiri şu an paylaşıldı ve İran Devlet Televizyonlarında da okutuluyor. Şöyle bir bildiri bu; "Aziz İran halkı, sevgili yurttaşlarımız" bu ifadeyle başlıyor bildiri. "Kutsal ve aziz vatanımız, başı dik ve medeniyet kurucu İran bir kez daha Amerika ve Siyonist rejimin suç teşkil eden askeri saldırısına maruz kalmıştır" deniliyor. Aynen yazıldığı gibi ifadeleri okuyorum. "Bugün Amerika ve Siyonist rejim bugün sabah saatlerinde Nevruz arifesinde mübarek Ramazan ayının onuncu gününde İran'ın toprak bütünlüğünü ve ulusal egemenliğini açıkça ihlal ederek ülkemizin çeşitli kentlerindeki bazı hedefleri, savunma altyapılarını ve sivil mekanları hedef almıştır. Amerika ve Siyonist rejimin İran'a yönelik yeniden giriştiği askeri saldırı İran ve Amerika'nın bir diplomatik sürecin ortasında bulunduğu bir dönemde gerçekleşmiştir. Amerika ve Siyonist rejimin yeni bir askeri saldırı niyetinden emin olmamıza rağmen uluslararası sisteme ve dünya ülkelerine karşı son sözü söylemek ve İran halkının haklılığını kanıtlamak, saldırganlık için ileri sürülebilecek her türlü bahanenin meşru olmadığını göstermek amacıyla bir kez daha müzakere yoluna girdik. Şu an İran halkı savaşı önlemek için gereken her şeyi yaptığı için başı dik durmaktadır. Artık vatanı savunma ve düşmanın askeri saldırısına karşı koyma zamanıdır. Nasıl ki müzakereye hazır olduysak savunma için de her zamankinden daha çok hazırız. İran İslam Cumhuriyeti Silahlı Kuvvetleri saldırganlara güçlü bir şekilde karşılık verecektir" deniliyor ve şu ifadelerle, uzun bir bildiri bu Samet, bunu söyleyeyim size, çok uzun bir bildiri. "Siyonist rejim ve Amerika'nın İran'a yönelik hava saldırıları Birleşmiş Milletler Şartı'nın ikinci maddesinin dördüncü fıkrasının ihlali ve İran İslam Cumhuriyetine karşı açık bir silahlı saldırıdır. Bu saldırıya verilecek karşılık Birleşmiş Milletler Şartı'nın elli birinci maddesi uyarınca İran'ın yasal ve meşru hakkıdır" diyor Dışişleri Bakanlığı, İran tarafının. "İran İslam Cumhuriyeti Silahlı Kuvvetleri bu suç teşkil eden saldırganlığa karşı koymak ve düşmanın şerrini bertaraf etmek için tüm gücünü ve imkanlarını kullanmaya devam edecektir" diyor. Ve aynı zamanda şunu da söylüyorlar; "Tarih göstermiştir ki İranlılar hiçbir zaman yabancıların saldırganlığı ve tahakküm arzusuna boyun eğmemiştir. Bu kez de İran milletinin cevabı kararlı, belirleyici olacak, saldırganları suç teşkil eden eylemlerinden dolayı pişman edecektir" diyor. İran İslam Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı böyle bir bildiri yayınladı ve şu dakikalarda da İran televizyonlarında bu bildiri okutuluyor. Özellikle direnişin süreceği, açık bir şekilde ihlalin olduğu ve aynı zamanda İran'ın bölge ülkelere, İslam ülkelerine özellikle bir çağrıda yaptığı ve en önemlisi Birleşmiş Milletlere yönelik de çağrısını bir kez daha belirtmiş olalım. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Başkanı, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri ve Konsey üyelerinin görevlerini en kısa sürede yerine getirmeye davet ediyoruz açıklaması var. Bir bildiri yayınlandı dakikalar önce.

Yorum Gönder

0 Yorumlar